# 11. Surah Hud, Verse 82

- **Surah:** 11. Surah Hud (Hud) — سورة هود
- **Verse:** 82 / 123 · **Juz:** 12 · **Mushaf page:** 230
- **Source:** https://quran.so/surah-hud/verse-82

## Arabic

فَلَمَّا جَٓاءَ اَمْرُنَا جَعَلْنَا عَالِيَهَا سَافِلَهَا وَاَمْطَرْنَا عَلَيْهَا حِجَارَةً مِنْ سِجّ۪يلٍۙ مَنْضُودٍۙ

## Transcription

Falamma jaa amrunajaAAalna AAaliyaha safilahawaamtarna AAalayha hijaratanmin sijjeelin mandood

## Translations

### Aisha Bewley

When Our command came, We turned their cities upside down and rained down on them stones of hard baked clay,

### Progressive Muslims

So when Our command came, We turned it upside down, and We rained on it with rocks made from hardened clay.

### Shabbir Ahmed

And so, when Our Command came to pass, We brought low the highly arrogant towns (Sodom and Gomorrah), and rained down upon them hard devastating rocks (from the volcano).

### Sam Gerrans — The Qur'an: A Complete Revelation

And when Our command came, We utterly overthrew it, and rained upon it stones of baked clay, piled up in layers,

### The Monotheist Group — The Quran: A Monotheist Translation

So when Our command came, We made its highest part become its lowest, and We rained on it with hardened fiery projectiles.

### Rashad Khalifa — The Final Testament

When our judgment came, we turned it upside down, and we showered it with hard, devastating rocks.

### Mohamed Ahmed - Samira

So when the decreed moment arrived, We turned the habitations upside down, and rained upon them stones of hardened lava in quick succession,

### Sahih International — (Umm Muhammad, Mary Kennedy, Amatullah Bantley)

So when Our command came, We made the highest part [of the city] its lowest and rained upon them stones of layered hard clay, [which were]

### Muhammad Asad

And so, when Our judgment came to pass, We turned those [sinful towns] upside down, and rained down upon them stone-hard blows of chastisement pre-ordained. one upon another,

### Marmaduke Pickthall

So when Our commandment came to pass We overthrew (that township) and rained upon it stones of clay, one after another,

### Abul A'la Maududi — Tafhim commentary

And when Our command came to pass, We turned the town upside down, and rained on it stones of baked clay, one on another,[1]

_Footnotes_
- [1] Probably the scourge came in the form of a horrible earthquake which turned their habitations upside down and the explosion of a volcano which rained stones on them.

### Abdel Khalek Himmat — Al- Muntakhab

When Our command came to pass, We turned those cities - Sodom and Gomorrah- upside down and rained them with fire and successive brimstones as hard as baked clay.

### Bijan Moeinian

When the time arrived, I turned the town upside down [by an earthquake] and showered them with baked clay type of stones (probably caused by a volcanic eruption) one after another.

### Al-Hilali & Khan

So when Our Commandment came, We turned (the towns of Sodom in Palestine) upside down, and rained on them stones of baked clay, in a well-arranged manner one after another;

### Abdullah Yusuf Ali

When Our Decree issued, We turned (the cities) upside down, and rained down on them brimstones hard as baked clay, spread, layer on layer,-

### Mustafa Khattab — The Clear Quran

When Our command came, We turned the cities upside down and rained down on them clustered stones of baked clay,

### Taqi Usmani

So, when Our command came to pass, We turned their habitations upside down, and rained on it stones of hard clay, one over another

### Abdul Haleem

And so when what We had ordained came about, We turned their town upside down and rained down stones of baked clay on it, layer upon layer,

### Arthur John Arberry

So when Our command came, We turned it uppermost nethermost, and rained on it stones of baked clay, one on another,

### E. Henry Palmer

And when our bidding came, we made their high parts their low parts. And we rained down upon them stones and baked clay one after another,

### Hamid S. Aziz

(The messengers) said, "O Lot! Verily, we are the messengers of your Lord. They shall certainly not reach you; now travel with your people in the darkness of the night, and let none of you look round. But your wife (will do so), and there shall befall her what befalls them. Verily, their appointment is for the morning! And is not the morning nigh?"

### Mahmoud Ghali

So as soon as Our Command came, We turned it upside-down (Literally: We made its highest lowest) and rained on it stones of baked clay tiered, (one on another).

### George Sale

And when our command came, We turned those cities upside down, and We rained upon them stones of baked clay, one following another,

### Syed Vickar Ahamed

So when Our Commandment came forth, We turned (their cities) upside down, and sent down upon them rains of stones: hard as baked clay, spread, layer upon layer—

### Amatul Rahman Omar

So when Our command (about the punishment) came to pass We turned those (townships) upside down and We rained upon them, layer upon layer, with many stones of petrified clay,

### Ali Quli Qarai

So when Our edict came, We made its topmost part its nethermost, and We rained on it stones of laminar shale,

### Ahmed Hulusi — Türkçe Kur'an Çözümü

Emrimiz geldiği vakit oranın üstünü altına getirdik ve üzerlerine mendud (istiflenmiş) siccilden (pişirilmiş, taşlaşmış çamur) taşlar (muhtemelen volkanik patlama sonucu oluşan lavlar) yağdırdık.

### Ali Bulaç — Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı

Böylece emrimiz geldiği zaman, üstünü altına çevirdik ve üzerlerine balçıktan pişirilmiş, istif edilmiş taşlar yağdırdık;

### Bayraktar Bayraklı — Yeni Bir Anlayışın Işığında Kur'an Meali

Emrimiz gelince, oranın altını üstüne getirdik ve üzerlerine sağanak halinde balçıktan pişirilmiş taşlar yağdırdık.

### Diyanet İşleri — Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

(82-83) (Azap) emrimiz gelince oranın altını üstüne getirdik. Üzerine de Rabbinin katında işaretlenmiş pişirilmiş balçıktan taşlar yağdırdık. Bunlar zalimlerden uzak değildir.

### Elmalılı Hamdi Yazır — Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali

Vakta ki emrimiz geldi o memleketin üstünü altına geçirdik ve üzerlerine istif edilmiş siccilden taşlar yağdırdık

### Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Emrimiz geldiğinde, o memleketin üstünü altına geçirdik ve üzerlerine balçıktan pişirilmiş istif taşlar yağdırdık.

### Gültekin Onan

Böylece buyruğumuz geldiği zaman, üstünü altına çevirdik ve üzerlerine balçıktan pişirilmiş, istif edilmiş taşlar yağdırdık.

### Hasan Basri Çantay — Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim

(82-83) Vaktaki (azab) emrimiz geldi, (o memleketin) üstünü altına getirdik ve tepelerine balçıkdan pişirilmiş, istif edilmiş taşlar yağdırdik ki onlar Rabbinin katında hep damgalanmışlardı. Onlar zaalimlerden uzak değildir.

### İbni Kesir

Emrimiz gelince; oranın üstünü altına getirdik ve üzerine yığın yığın sert taşlar yağdırdık.

### Muhammed Esed — Kur'an Mesajı

Ve böylece hükmümüz vaki olunca bu (günahkar şehirlerin) altını üstüne getirdik; ve önceden yazılmış bir cezanın infazı için üzerlerine birbiri ardından püskürtü halinde sert taşlar yağdırdık.

### Şaban Piriş — Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı

(82-83) Emrimiz gelince oranın altını üstüne getirdik. Üzerlerine Rabbin katından, işaretli olarak yığın yığın sert taş yağdırdık. Bunlar şimdi de zalimlerden uzak değildir.

### Süleyman Ateş — Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali

(Azab) emrimiz gelince oranın üstünü altına getirdik, üzerine de taş yağdırdık: Çamurdan pişmiş, (azab için) hazırlanmış, istif edilmiş.

### Yaşar Nuri Öztürk — Kur'an-ı Kerim Meali

Nihayet emrimiz gelince oranın üstünü altına getirdik. Ve üzerlerine, pişirilmiş çamurdan yapılıp istif edilmiş taş yağdırdık.

### Mustafa İslamoğlu — Hayat Kitabı Kur’an

Sonunda emrimizin (infaz) vakti geldi, oranın altını üstüne getirdik ve o coğrafyanın üzerine püskürtü halinde akkor balçıktan taşlar yağdırdık;

### Erhan Aktaş (Eski Baskı) — Kerim Kur'an

Takdirimizle yaşadıkları yeri alt üst ettik. Üzerlerine yığınlarca pişmiş çamurdan taş yağdırdık.

### Ali Rıza Safa — Kur'an-ı Kerim Gerçek

Buyruğumuz geldiği zaman altını üstüne getirdik ve katılaşmış çamurdan istif edilmiş taşları onların üzerine yağdırdık.

### Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — Süleymaniye Vakfı Meali

Emrimiz gelince, oranın altını üstüne getirdik. Üzerlerine pişmiş çamurdan üst üste taşlar yağdırdık.

### Mehmet Okuyan — Kur’an Meal-Tefsir

(82, 83) (Azap) emrimiz gelince, oranın üstünü altına getirmiş ve üzerlerine Rabbin katında işaretlenerek[1] (balçıktan) pişirilip istif edilmiş taşlar yağdırmıştık. Onlar (işaretli taşlar), zalimlerden uzak değildir.

_Footnotes_
- [1] Hicr 15:74 ve Zâriyât 51:33-34'de geçtiği üzere, buradaki "Rabbin katında işaretlenmiş taşlar" ifadesi yaratıkların her birinin Yüce Allah'ın orduları olabileceğine işaret edebilir.

### Erhan Aktaş (10. Baskı) — Kerim Kur'an

Takdirimizle yaşadıkları yeri alt üst ettik. Üzerlerine pişmiş çamurdan yığınlarca taş yağdırdık.

### Erhan Aktaş — Kerim Kur'an

Takdirimizle yaşadıkları yeri alt üst ettik. Üzerlerine pişmiş çamurdan yığınlarca taş yağdırdık.

### Süleymaniye Vakfı — Süleymaniye Vakfı Meali

Emrimiz gelince oranın altını üstüne getirdik. Üzerlerine pişmiş çamurdan üst üste taşlar yağdırdık[1].

_Footnotes_
- [1] [A'raf 7/84,](https://quran.so/7/84) [Hicr 15/74,](https://quran.so/15/74) [Şuara 26/172](https://quran.so/26/172)-[173,](https://quran.so/26/173) [Neml 27/58,](https://quran.so/27/58) [Saffat 37/116,](https://quran.so/37/116) [Kamer 54/38](https://quran.so/54/38)-[39.](https://quran.so/54/39) Bu taşlar, Tevrat'ın Yaratılış 19:24 bölümünde gökten yağdırılan kükürt ve ateş olarak tarif edilmiştir. Bu maddeler çoğunlukla bir yanardağ patlaması sonucunda ortaya çıkmaktadır.

## Words

| # | word | meaning | root |
|---|---|---|---|
| 1 | فَلَمَّا — falammā | So when | — |
| 2 | جَآءَ — jāa | came | جيا — Cim-Ye-Elif |
| 3 | أَمْرُنَا — amrunā | Our Command | امر — Elif-Mim-Ra |
| 4 | جَعَلْنَا — jaʿalnā | We made | جعل — Cim-Ayn-Lam |
| 5 | عَـٰلِيَهَا — ʿāliyahā | its upside | علو — Ayn-Lam-Vav |
| 6 | سَافِلَهَا — sāfilahā | its downside | سفل — Sin-Fe-Lam |
| 7 | وَأَمْطَرْنَا — wa-amṭarnā | and We rained | مطر — Mim-Ta-Ra |
| 8 | عَلَيْهَا — ʿalayhā | upon them | — |
| 9 | حِجَارَةًۭ — ḥijāratan | stones | حجر — Ha-Cim-Ra |
| 10 | مِّن — min | of | — |
| 11 | سِجِّيلٍۢ — sijjīlin | baked clay | سجل — Sin-Cim-Lam |
| 12 | مَّنضُودٍۢ — manḍūdin | (in) layers | نضد — Nun-Dad-Dal |

---
Previous: https://quran.so/surah-hud/verse-81.md · Next: https://quran.so/surah-hud/verse-83.md
Retrieved: 2026-08-24
Quran.so — https://quran.so — CC BY-NC-SA 4.0 — When quoting, name the translator.
