# 11. Surah Hud, Verse 58

- **Surah:** 11. Surah Hud (Hud) — سورة هود
- **Verse:** 58 / 123 · **Juz:** 12 · **Mushaf page:** 227
- **Source:** https://quran.so/surah-hud/verse-58

## Arabic

وَلَمَّا جَٓاءَ اَمْرُنَا نَجَّيْنَا هُوداً وَالَّذ۪ينَ اٰمَنُوا مَعَهُ بِرَحْمَةٍ مِنَّاۚ وَنَجَّيْنَاهُمْ مِنْ عَذَابٍ غَل۪يظٍ

## Transcription

Walamma jaa amrunanajjayna hoodan wallatheena amanoomaAAahu birahmatin minna wanajjaynahum minAAathabin ghaleeth

## Translations

### Aisha Bewley

When Our command came, We rescued Hud and those who had iman along with him by a mercy from Us. We rescued them from a harsh punishment.

### Progressive Muslims

And when Our command came, We saved Hud and those who believed with him by a mercy from Us, and We saved them from a mighty retribution.

### Shabbir Ahmed

And so, when Our Command came to pass, We saved Hud and those who believed with him by a mercy from Us. We saved them from a harsh retribution that inflicted the rejecters.

### Sam Gerrans — The Qur'an: A Complete Revelation

And when Our command came, We delivered Hūd and those who heeded warning with him, by mercy from Us; and We saved them from a stern punishment.

### The Monotheist Group — The Quran: A Monotheist Translation

And when Our command came, We saved Hud and those who had believed with him by a mercy from Us, and We saved them from a mighty retribution.

### Rashad Khalifa — The Final Testament

When our judgment came, we saved Hood and those who believed with him, by mercy from us. We saved them from a terrible retribution.

### Mohamed Ahmed - Samira

So, when Our command was issued We rescued Hud by Our grace, and those who believed, with him, and saved them from a dreadful doom.

### Sahih International — (Umm Muhammad, Mary Kennedy, Amatullah Bantley)

And when Our command came, We saved Hud and those who believed with him, by mercy from Us; and We saved them from a harsh punishment.

### Muhammad Asad

And so, when Our judgment came to pass, by Our grace We saved Hud and those who shared his faith; and We saved them [too] from suffering severe [in the life to come].

### Marmaduke Pickthall

And when Our commandment came to pass We saved Hud and those who believed with him by a mercy from Us; We saved them from a harsh doom.

### Abul A'la Maududi — Tafhim commentary

And when Our com-mand came to pass, We delivered Hud, together with those who shared his faith, out of special mercy from Us. We delivered them from a woeful chastisement.

### Abdel Khalek Himmat — Al- Muntakhab

When Our command came to pass, We rescued Hud together with those who gave credence to his Mission and acknowledged Allah's message, an act of mercy vouchsafed by us to save them from a condign punishment.

### Bijan Moeinian

When I decreed My Sentence, I saved Hood and those who joined him in belief. It was only in account of My Mercy that they escaped such an awful punishment."

### Al-Hilali & Khan

And when Our Commandment came, We saved Hûd and those who believed with him by a Mercy from Us, and We saved them from a severe torment.

### Abdullah Yusuf Ali

So when Our decree issued, We saved Hud and those who believed with him, by (special) Grace from Ourselves: We saved them from a severe penalty.

### Mustafa Khattab — The Clear Quran

When Our command came, We rescued Hûd and those who believed with him by a mercy from Us, saving them from a harsh torment.

### Taqi Usmani

So, when came Our command, We saved Hūd and those who believed along with him, out of mercy from Us, and We did save them from a heavy punishment.

### Abdul Haleem

And so, when Our judgement came to pass, by Our grace We saved Hud and his fellow believers. We saved them from a severe punishment.

### Arthur John Arberry

And when Our command came, We delivered Hood and those who believed with him by a mercy from Us, and delivered them from a harsh chastisement.

### E. Henry Palmer

And when our order came we saved Hud, and those who believed with him, by mercy from us; and we saved them from harsh torment.

### Hamid S. Aziz

"But if you turn your backs, then I have conveyed to you that wherewith I was sent to you; and my Lord will replace you with another people. You cannot harm (frustrate) Him at all; verily, my Lord is Guardian over all things!"

### Mahmoud Ghali

And as soon as Our Command came, We safely delivered H?d and the ones who believed with him by a mercy from Us, and We safely delivered them from a harsh torment.

### George Sale

And when our sentence came to be put in execution, We delivered Hud, and those who had believed with him, through our mercy; and We delivered them from a grievous punishment.

### Syed Vickar Ahamed

And when Our Commandment came forth, We saved Hud and those who believed with him, by (special) grace from Us (Allah): And We saved them from a severe Penalty.

### Amatul Rahman Omar

And when Our command (about the punishment) came, We saved Hûd and those who believed with him by a special mercy from Us. And We delivered them from a severe torment.

### Ali Quli Qarai

And when Our edict came, We delivered Hūd and the faithful who were with him, by a mercy from Us, and We delivered them from a harsh punishment.

### Ahmed Hulusi — Türkçe Kur'an Çözümü

Hükmümüz oluştuğunda Hud'u ve onunla beraber iman etmişleri rahmetimizle kurtardık. . . Onları ağır bir azaptan kurtardık.

### Ali Bulaç — Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı

Emrimiz geldiği zaman, tarafımızdan bir rahmet ile Hud'u ve O'nunla birlikte iman edenleri kurtardık. Onları şiddetli, ağır bir azabtan kurtardık.

### Bayraktar Bayraklı — Yeni Bir Anlayışın Işığında Kur'an Meali

Emrimiz gelince, Hud'u ve onunla beraber iman edenleri tarafımızdan bir rahmetle kurtardık, onları ağır bir azaptan kurtuluşa erdirdik.

### Diyanet İşleri — Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Helak emrimiz gelince, Hud'u ve beraberindeki iman etmiş olanları, tarafımızdan bir rahmetle kurtardık. Onları ağır bir azaptan kurtardık.

### Elmalılı Hamdi Yazır — Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali

Vakta ki emrimiz geldi, Hudu ve maıyyetinde iyman etmiş olanları tarafımızdan bir rahmet ile kurtardık, hem onları galiz bir azabdan kurtardık

### Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Fermanımız geldiğinde Hud'u ve beraberinde iman etmiş olanları tarafımızdan bir rahmetle kurtardık, hem onları ağır bir azaptan kurtardık.

### Gültekin Onan

Buyruğumuz geldiği zaman, tarafımızdan bir rahmet ile Hud'u ve O'nunla birtikte inananları kurtardık. Onları şiddetli / ağır bir azabtan kurtardık.

### Hasan Basri Çantay — Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim

Vaktaki (azab) emrimiz geldi. Hud'ü de, maiyyetindeki mü'minleri de, bizden bir rahmet olarak, selamete erdirdik, onları ağır azabdan kurtardık.

### İbni Kesir

Emrimiz gelince; Hud'u ve beraberindeki mü'minleri tarafımızdan bir rahmetle kurtardık. Onları katı bir azabtan kurtardık.

### Muhammed Esed — Kur'an Mesajı

Ve böylece, hükmümüz vaki olunca, Hud'u ve onunla aynı inancı paylaşanları katımızdan bir koruma lütfuyla kurtardık; kendilerini (ahiretteki) ağır ve zorlu azaptan (da) kurtardık.

### Şaban Piriş — Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı

Emrimiz gelince Hud'u ve yanındaki müminleri rahmetimizle kurtardık. Onları çetin bir azaptan koruduk.

### Süleyman Ateş — Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali

Emrimiz gelince Hud'u ve onunla beraber inanmış olanları bizden bir rahmetle kurtardık; onları katı bir azabdan kurtardık.

### Yaşar Nuri Öztürk — Kur'an-ı Kerim Meali

Emrimiz gelince, Hud'u ve onunla birlikte iman etmiş olanları bizden bir rahmetle kurtardık. Biz onları çok ağır bir azaptan kurtardık.

### Mustafa İslamoğlu — Hayat Kitabı Kur’an

Ve (cezalandırma) talimatımız geldiğinde, Hud'u ve inançlarıyla onun yanında yer alanları katımızdan bir rahmetle kurtardık; dahası onların (ahiretin) ağır ve berbat azabından halas ettik.

### Erhan Aktaş (Eski Baskı) — Kerim Kur'an

Hükmümüz gerçekleşince, Hud'u ve beraberindeki iman edenleri Bizden bir rahmetle kurtardık. Onları şiddeti çok ağır bir azaptan kurtardık.

### Ali Rıza Safa — Kur'an-ı Kerim Gerçek

Buyruğumuz geldiği zaman, Hud'u ve Onunla birlikte inananları, Kendi katımızdan bir rahmetle kurtardık. Ve çok ağır bir cezadan onları kurtarmış olduk.

### Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — Süleymaniye Vakfı Meali

Emrimiz gelince Hud'u ve onunla birlikte olan müminleri, bizden bir ikram olarak kurtardık. Evet, onları ağır bir azaptan kurtardık.

### Mehmet Okuyan — Kur’an Meal-Tefsir

(Azap) emrimiz gelince Hud'u ve onunla birlikte iman edenleri tarafımızdan bir merhametle kurtarmıştık. Biz onları ağır bir azaptan kurtarmıştık.

### Erhan Aktaş (10. Baskı) — Kerim Kur'an

Buyruğumuz gerçekleşince, Hud'u ve beraberindeki iman edenleri Bizden bir rahmetle kurtardık. Onları şiddeti çok ağır bir azaptan kurtardık.

### Erhan Aktaş — Kerim Kur'an

Buyruğumuz gerçekleşince, Hud'u ve beraberindeki İman Edenleri Bizden bir rahmetle kurtardık. Onları şiddeti çok ağır bir azaptan kurtardık.

### Süleymaniye Vakfı — Süleymaniye Vakfı Meali

Emrimiz gelince Hud'u ve onunla birlikte iman edenleri, bizden bir ikram olarak kurtardık. Onları ağır bir azaptan kurtardık[1].

_Footnotes_
- [1] [A'raf 7/72,](https://quran.so/7/72) [Şuara 26/139](https://quran.so/26/139), [Fussilet 41/16,](https://quran.so/41/16) [Ahkaf 46/24](https://quran.so/46/24)-[25](https://quran.so/46/25), [Kamer 54/18](https://quran.so/54/18)-[20,](https://quran.so/54/20) [Zariyat 51/41](https://quran.so/51/41)-[42,](https://quran.so/51/42) [Hakka 69/6](https://quran.so/69/6)-[8.](https://quran.so/69/8)

## Words

| # | word | meaning | root |
|---|---|---|---|
| 1 | وَلَمَّا — walammā | And when | — |
| 2 | جَآءَ — jāa | came | جيا — Cim-Ye-Elif |
| 3 | أَمْرُنَا — amrunā | Our command | امر — Elif-Mim-Ra |
| 4 | نَجَّيْنَا — najjaynā | We saved | نجو — Nun-Cim-Vav |
| 5 | هُودًۭا — hūdan | Hud | هود — he-waw-dal |
| 6 | وَٱلَّذِينَ — wa-alladhīna | and those who | — |
| 7 | ءَامَنُوا۟ — āmanū | believed | امن — Elif-Mim-Nun |
| 8 | مَعَهُۥ — maʿahu | with him | — |
| 9 | بِرَحْمَةٍۢ — biraḥmatin | by a Mercy | رحم — Ra-Ha-Mim |
| 10 | مِّنَّا — minnā | from Us | — |
| 11 | وَنَجَّيْنَـٰهُم — wanajjaynāhum | and We saved them | نجو — Nun-Cim-Vav |
| 12 | مِّنْ — min | from | — |
| 13 | عَذَابٍ — ʿadhābin | a punishment | عذب — Ayn-Zal-Be |
| 14 | غَلِيظٍۢ — ghalīẓin | severe | غلظ — Gayn-Lam-Zay |

---
Previous: https://quran.so/surah-hud/verse-57.md · Next: https://quran.so/surah-hud/verse-59.md
Retrieved: 2026-08-24
Quran.so — https://quran.so — CC BY-NC-SA 4.0 — When quoting, name the translator.
