# 52. Surah At-Tur, Verse 20

- **Surah:** 52. Surah At-Tur (The Mount) — سورة الطور
- **Verse:** 20 / 49 · **Juz:** 27 · **Mushaf page:** 523
- **Source:** https://quran.so/surah-at-tur/verse-20

## Arabic

مُتَّكِـ۪ٔينَ عَلٰى سُرُرٍ مَصْفُوفَةٍۚ وَزَوَّجْنَاهُمْ بِحُورٍ ع۪ينٍ

## Transcription

Muttaki-eena AAala sururin masfoofatinwazawwajnahum bihoorin AAeen

## Translations

### Aisha Bewley

They will recline on couches ranged in rows and We will marry them to dark-eyed maidens.

### Progressive Muslims

They recline on arranged furnishings, and We coupled them with wonderful companions.

### Shabbir Ahmed

Relaxing on couches with beautiful interior decoration. And We will match them with neat companions, most beautiful of Vision.

### Sam Gerrans — The Qur'an: A Complete Revelation

They will recline upon couches arranged in rows; and We will marry them to pure, lustrous-eyed maidens,

### The Monotheist Group — The Quran: A Monotheist Translation

They recline on arranged beds, and We married them to wonderful companions.

### Rashad Khalifa — The Final Testament

They relax on luxurious furnishings, and we match them with beautiful spouses.

### Mohamed Ahmed - Samira

They would recline on couches set in rows, paired with fair companions (clean of thought and) bright of eye.

### Sahih International — (Umm Muhammad, Mary Kennedy, Amatullah Bantley)

They will be reclining on thrones lined up, and We will marry them to fair women with large, [beautiful] eyes.

### Muhammad Asad

reclining on couches [of happiness] ranged in rows!" And [in that paradise] We shall mate them with companions pure, most beautiful of eye.

### Marmaduke Pickthall

Reclining on ranged couches. And we wed them unto fair ones with wide, lovely eyes.

### Abul A'la Maududi — Tafhim commentary

The God-fearing shall be reclining on couches facing each other, and We shall wed them to maidens with large, beautiful eyes.[1]

_Footnotes_
- [1] For explanation, see (E. Ns. 20, 29 of Surah As-Saaffat), and (E. N. 42 of Surah Ad-Dukhan).

### Abdel Khalek Himmat — Al- Muntakhab

Reclining on throne - like lounges ranked in rows which each is destined to ascend, and Allah will wed them to beauties whose eyes radiate splendour that no one could have conceived in life.

### Bijan Moeinian

Reclining on luxurious furnishings, face to face they will enjoy each others company; they will be wedded to pure spouses with beautiful eyes.

### Al-Hilali & Khan

They will recline (with ease) on thrones arranged in ranks. And We shall marry them to Hûr: (female, fair ones) with wide lovely eyes.[1]

### Abdullah Yusuf Ali

They will recline (with ease) on Thrones (of dignity) arranged in ranks; and We shall join them to Companions, with beautiful big and lustrous eyes.

### Mustafa Khattab — The Clear Quran

They will be reclining on thrones, ˹neatly˺ lined up ˹facing each other˺. And We will pair them to maidens with gorgeous eyes.

### Taqi Usmani

relaxing on lined up couches". And We will marry them with big-eyed houris.

### Abdul Haleem

They are comfortably seated on couches arranged in rows; We pair them with beautiful-eyed maidens;

### Arthur John Arberry

Reclining upon couches ranged in rows; and We shall espouse them to wide-eyed houris.

### E. Henry Palmer

Reclining on couches in rows; and we will wed them to large-eyed maids.

### Hamid S. Aziz

Reclining on thrones set in ranks, and We will unite them to large-eyed beautiful ones (Houri).

### Mahmoud Ghali

Reclining upon ranged settees. And We will marry them to wide-eyed hûras.

### George Sale

Leaning on couches disposed in order: And We will espouse them unto virgins having large black eyes.

### Syed Vickar Ahamed

They will rest (in comfort) on Thrones (of dignity) arranged in ranks; And We shall join them to companions, with beautiful, wide and lovely eyes.

### Amatul Rahman Omar

They will (on that day) be reclining on couches ranged in parallel rows. And We shall pair them with fair and pure houris.

### Ali Quli Qarai

They will be reclining on arrayed couches, and We will wed them to big-eyed houris.

### Ahmed Hulusi — Türkçe Kur'an Çözümü

Sıra sıra dizilmiş koltuklara yaslananlar olarak. . . Onları (bilinçleri) Hur-i Iyn (her şeyi net, akı ak karayı kara gören özelliğe sahip bedenler) ile eşleştirdik. (Dişi huri kızı diye yorumlanan bu anlatımlar tümüyle diğer cennet yaşamı anlatımları gibi bir temsili, sembolik anlatımdır. {"Meselül cennetilletiy" = CENNETİN TEMSİL (misal - benzetme) yollu anlatımı} 13. Ra'd: 35 ve 47. Muhammed: 15. . . {Sahih Hadis: Allah buyurur ki; Salih kullarım için, hiçbir gözün görmediği, hiçbir kulağın işitmediği ve hiçbir aklın kavramadığı şeyler hazırladım! Buhari, Müslim ve Tırmızi} A. H. )

### Ali Bulaç — Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı

Özenle dizilmiş tahtlar üzerinde yaslanmışlardır. Ve Biz onları iri, ceylan gözlü hurilerle evlendirmişiz.

### Bayraktar Bayraklı — Yeni Bir Anlayışın Işığında Kur'an Meali

- Onlara şöyle denecektir: "Dizili koltuklara yaslanarak, yaptıklarınızın karşılığı olarak afiyetle yiyiniz, içiniz!" Onlara çok güzel eşler de veririz.

### Diyanet İşleri — Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

(19-20) Onlara, "Dünya'da yapmakta olduklarınızın karşılığında, sıra sıra dizilmiş koltuklara dayanarak afiyetle yiyin için" denir. Biz, onlara, iri gözlü güzel hurileri eş olarak vermişizdir.

### Elmalılı Hamdi Yazır — Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali

Dayanarak, sıra sıra dizilmiş a'la koltuklara, eş etmişizdir de kendilerine güzel iri gözlü hurileri

### Elmalılı (sadeleştirilmiş)

sıra sıra dizilmiş çok güzel koltuklara yaslanarak; kendilerine güzel, iri gözlü hurileri de eş etmişizdir.

### Gültekin Onan

Özenle dizilmiş tahtlar üzerinde yaslanmışlardır. Ve biz onları iri ceylan gözlü hurilerle evlendirmişiz.

### Hasan Basri Çantay — Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim

"Sıra sıra dizilmiş tahtlara yaslananlar olarak". Biz onlara şahin gözlü huurileri eş yapdık.

### İbni Kesir

Sıra sıra dizilmiş tahtlara yaslanarak. Ve onları iri siyah gözlü hurilerle evlendirdik.

### Muhammed Esed — Kur'an Mesajı

sıra sıra dizilmiş (mutluluk) sedirlerine uzanarak!" (denilecek.) Ve (cennette) saf ve temiz, güzel gözlü eşler ile onları evlendireceğiz.

### Şaban Piriş — Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı

Özenle dizilmiş tahtlarda arkalarına yaslanmışlar ve onları iri gözlü hurilerle evlendirmişizdir.

### Süleyman Ateş — Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali

"Sıra sıra dizilmiş koltuklara yaslanarak." Onları, iri gözlü hurilerle evlendirmişizdir.

### Yaşar Nuri Öztürk — Kur'an-ı Kerim Meali

Art arda dizilmiş koltuklar üzerinde yaslanmış olarak." Ve biz onları parlak, iri gözlü hurilerle eşleştirmişizdir.

### Mustafa İslamoğlu — Hayat Kitabı Kur’an

Sıra sıra dizilmiş koltuklara yaslanarak.."Bir de cennette onları kusursuz bakışlı temiz eşlerle denkleştirip eşleştireceğiz.

### Erhan Aktaş (Eski Baskı) — Kerim Kur'an

Sıra sıra dizilmiş koltuklara yaslanarak. Biz, onları temiz, "güzel bakışlı" hurilerle[1] eşleştirmişizdir.

_Footnotes_
- [1] "Hur" sözcüğünün tekil formu, erkek için "ahver", dişi için "havra" dır. Yani, "hur" eril ve dişil formun çoğuludur. Kur'an'da, sözcüğün çoğul formu olan "hur" sözcüğü, cinsiyet olarak ne erkek ne de kadın anlamı taşımaktadır. "Hur" sözcüğü, her iki cinsi de içine alan ortak bir anlama sahiptir. Bu sözcüğün, tefsir ve çeviri külliyatında, Cennet'te erkeklere sunulacak, ikram edilecek dişi varlıklar olarak tanımlanmış olması, vahye dair önemli yanılgılardan biridir. Bu yanılgı İslam'ın ahiret inancına sürülmüş büyük bir lekedir. Ödüllendirmede ve cezalandırmada cinsiyet ayırımcılığı yapmak, Kur'an'a iftira atmaktır.

### Ali Rıza Safa — Kur'an-ı Kerim Gerçek

Sıralar biçiminde dizilmiş sedirlere uzanırlar. Güzel gözlü eşlerle onları evlendiririz.[457]

_Footnotes_
- [457] "Sedirlere uzanmak" deyimi "Akıl ve duyguların dingin olması" veya "Esenlik içinde olmak" anlamlarına gelir. 18:31 ve 76:13 ayetlerinde, "Divanlara uzanmak", 55:54 ayetinde, "Döşeklere uzanmak", 55:76 ayetinde, "İşlemeli minderlere uzanmak" biçiminde aynı anlama gelen deyimler bildirilmiştir.

### Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — Süleymaniye Vakfı Meali

Sıra sıra dizilmiş sedirlere yaslanırlar. Onlara, iri siyah gözlü kadınları (hurileri) hizmetçi olarak[1] veririz.

_Footnotes_
- [1] Kur'an'da eşleştirmek fiilinin iki türlü kullanımı vardır. Birincisi evlendirmek anlamına gelen (زَوَّجْنَاكَهَا لِكَیْ) zevvecna keha like(Bkz: Ahzab 33/37) ve ikincisi yanına, hizmetine vermek anlamına gelen (وَزَوَّجْنَاهُمْ بِحُورٍ) zevvecnahum bi (Bkz:Duhan 44/54 ve bu ayet) kalıbıdır.

### Mehmet Okuyan — Kur’an Meal-Tefsir

(19, 20) (Onlara) "Yaptıklarınıza karşılık sıra sıra dizilmiş koltuklara yaslanarak afiyetle yiyip için!" (denecektir). Onları, güzel gözlü hurilerle eşleştirmiş (olacağ)ız.[1]

_Footnotes_
- [1] Benzer mesajlar: Sâffât 37:48; Sâd 38:52; Duhân 44:54; Rahmân 55:56, 72; Vâkı‘a 56:22. Çeşitli ayetlerde geçen [hûr] kelimesi, [ahver] veya [havrâ] kelimelerinin çoğuludur ve cennet eşleri için kullanılmaktadır. Gözünün akı çok beyaz, siyahı da çok siyah olanlar veya kalpleri, nefisleri ve gözleri güzel olanlara denilir. İlgili ayetlerde geçen bu kelimenin cinsiyet ve cinsellik içermesi söz konusu değildir. Çünkü kadın-erkek bütün cennetliklere cennet arkadaşı olarak ikram edilecektir.

### Erhan Aktaş (10. Baskı) — Kerim Kur'an

Sıra sıra dizilmiş koltuklara yaslanarak. Biz, onları temiz, "güzel bakışlı" hurilerle[1] eşleştirmişizdir.

_Footnotes_
- [1] Parlak iri siyah gözlü eşler. Bu eşleştirme, erkek için de kadın için de geçerli bir eşleştirmedir. "Hurun ıynun;" ayet, bu iki sözcükten oluşmaktadır. "Hur, " parlak siyah göz demektir. "Iynun" karası fazla büyük gözlü demektir. Dolayısı ile ayet, "parlak, iri, siyah gözlü" anlamına gelmektedir "İsrailiyyat kaynaklı, sapkın erkeksi algı, " ayette yer alan "hur" sözcüğüne "dişil" anlam yükleyerek; ayeti, "ceylan gözlü dilberler", "ahu gözlü kadınlar", "huriler" şeklinde anlamlandırmaktadır. Oysaki "hur" eril ve dişil formun çoğuludur. "Hur" sözcüğünün tekil formu, erkek için "ahver", dişi için "havra" dır. Kur'an'da, sözcüğün çoğul formu olan "hur" sözcüğü, cinsiyet olarak ne erkek ne de kadın anlamı taşımaktadır. "Hur" sözcüğü, her iki cinsi de içine alan ortak bir anlama sahiptir. Yani hem erkeğin hem de kadının gözünü ifade etmektedir. Keza "ıyn" sözcüğü de, hem eril "a'yun" sözcüğünün hem de dişil "ayna" sözcüğünün çoğuludur. Ayrıca bu sözcüklerle ifade edilmek istenen şey "güzelliktir. Bu sözcüklerin, tefsir ve çeviri külliyatında, cennette erkeklere sunulacak, ikram edilecek dişi varlıklar olarak tanımlanmış olması büyük bir yanılgıdır. Bu yanılgı, İslam'ın ahiret inancına sürülmüş büyük bir lekedir. Ödüllendirmede ve cezalandırmada cinsiyet ayırımcılığı yapmak, Kur'an'a atılmış büyük bir iftiradır. Bu cinsiyet ayırımcısı sapkın anlayışın durumunu, "namus" dendiğinde akıllarına yalnızca "kadının" gelmesi çok iyi tanımlamaktadır

### Erhan Aktaş — Kerim Kur'an

Sıra sıra dizilmiş koltuklara yaslanarak. Biz, onları temiz, "güzel bakışlı" hurilerle[1] eşleştirmişizdir.

_Footnotes_
- [1] Parlak iri siyah gözlü eşler. Bu eşleştirme, erkek için de kadın için de geçerli bir eşleştirmedir. "Hurun iynun;" ayet, bu iki kelimeden oluşmaktadır. "Hur," parlak siyah göz demektir. "İynun," ise karası fazla büyük gözlü demektir. Dolayısı ile ayet, "parlak, iri, siyah gözlü" anlamına gelmektedir "İsrailiyyat kaynaklı, sapkın erkeksi algı," ayette yer alan "Hur" kelimesine "dişil" anlam yükleyerek; ayeti, "ceylan gözlü dilberler", "ahu gözlü kadınlar", "huriler" şeklinde anlam vermektedir. Oysaki "Hur" eril ve dişil formun çoğuludur. "Hur" kelimesinin tekil formu, erkek için "ahver", dişi için "havra" dır. Kur'an'da, kelimenin çoğul formu olan "Hur" kelimesi, cinsiyet olarak ne erkek ne de kadın anlamı taşımaktadır. "Hur" kelimesi, her iki cinsi de içine alan ortak bir anlama sahiptir. Yani hem erkeğin hem de kadının gözünü ifade etmektedir. Keza "iyn" kelimesi de hem eril "a'yun" kelimesinin hem de dişil "ayna" kelimesinin çoğuludur. Ayrıca bu kelimelerle ifade edilmek istenen şey "güzelliktir. Bu kelimelerin, tefsir ve çeviri külliyatında, Cennette erkeklere sunulacak, ikram edilecek dişi varlıklar olarak tanımlanmış olması büyük bir yanılgıdır. Bu yanılgı, İslam'ın ahiret inancına sürülmüş büyük bir lekedir. Ödüllendirmede ve cezalandırmada cinsiyet ayırımcılığı yapmak, Kur'an'a atılmış büyük bir iftiradır. Bu cinsiyet ayırımcısı sapkın anlayışın durumunu, "namus" dendiğinde akıllarına yalnızca "kadının" gelmesi çok iyi tanımlamaktadır.

### Süleymaniye Vakfı — Süleymaniye Vakfı Meali

Sıra sıra dizili sedirlere yaslanacaklar[1]. Ceylan gözlü hurileri de yanlarına (hizmetçi olarak) vermiş olacağız[2].

_Footnotes_
- [1] [Hicr 15/47,](https://quran.so/15/47) [Kehf 18/31,](https://quran.so/18/31) [Saffat 37/44,](https://quran.so/37/44) [Sad 38/51,](https://quran.so/38/51) [Rahman 55/54,](https://quran.so/55/54)[76,](https://quran.so/55/76) [Vakıa 56/15](https://quran.so/56/15)-[16,](https://quran.so/56/16) [İnsan 76/13.](https://quran.so/76/13)
- [2] Cennete giden müminlere kadın ve erkek hizmetçiler verilecektir. Kadın hizmetçilere huri, erkek hizmetçilere "vildan" denir. Vücutları, kabuğunda saklı inciler gibi örtülü olan, gözlerini, hizmet ettikleri kişilerin üzerinden ayırmayan huriler ([Saffat 37/48](https://quran.so/37/48)-[49,](https://quran.so/37/49) [Rahman 55/56](https://quran.so/55/56); [72,](https://quran.so/55/72) [Vakıa 56/22](https://quran.so/56/22)-[23](https://quran.so/56/23)) yüksek seviyede hizmet veren, birbirleriyle aynı yaşta dişi varlıklar olacaktır ([Nebe 78/33](https://quran.so/78/33)). Hurilerle ilgili olarak bu ayette ve [Duhan 44/54](https://quran.so/44/54)'te geçen "(وَزَوَّجْنَاهُم بِحُورٍعِينٍ) Onlara, iri siyah gözlü hurileri zevc yapmış oluruz." ifadesinden dolayı hurilerin, cennete giden erkeklere odalık olarak verileceği iddia edilir ama bu iddia yanlıştır. Arapçada aynı görüş etrafında birleşenlerden her birine zevc ([Vakıa 56/7](https://quran.so/56/7)) dendiği gibi aynı cinsten canlıların erkeğine, dişisine, bir çift ayakkabıdan her birine, nitelikleri birbirine yakın veya zıt olan iki şeyden her birine zevc denir. Fasih Arapçada "zevce" kelimesi yoktur. Zevc ile aynı kökten olan "(زوج) zevvece" fiili, tek mef'ul /nesne alırsa "bir şeyi çift yapma" ([Şura 42/49](https://quran.so/42/49)-[50](https://quran.so/42/50)), iki nesne alır da ikinci nesne, fiile doğrudan bağlanırsa "evlendirme" anlamına gelir ([Ahzab 33/37](https://quran.so/33/37)). Ama ikinci nesne fiile, harf-i cer ile bağlanırsa onun çok yakına alınması anlamını ifade eder. Bu sebeple ayetlerde geçen "Onlara, ceylan gözlü hurileri zevc yapmış oluruz." ifadesinin tek anlamı, hurilerin yakın hizmetçiler yapılacağıdır (Müfredat). Zaten huri kelimesi, bir şeyden uzaklaşıp tekrar o şeye dönme anlamındaki "havr (حَوْر)" kökünden türemiştir (Lisan'ul-Arab). Bu da onların, hizmet ettikleri kişilere yakın konumda olacaklarını ([Sad 38/52](https://quran.so/38/52)), kendilerinden istenen şeyleri, çevrelerinde dolaşan erkek hizmetçilerden (vildandan) alıp getireceklerini gösterir. Erkek hizmetçiler de kaynağından doldurulmuş testiler, ibrikler, kadehler, çeşit çeşit meyveler, etler, kuş etleri ve zencefil katkılı sularla çevrelerinde, saçılmış inciler gibi dolaşacaklardır ([Vakıa 56/17](https://quran.so/56/17)-[21;](https://quran.so/56/21) [İnsan 76/15](https://quran.so/76/15)-[19](https://quran.so/76/19)).

## Words

| # | word | meaning | root |
|---|---|---|---|
| 1 | مُتَّكِـِٔينَ — muttakiīna | Reclining | وكا — Vav-Kef-Elif |
| 2 | عَلَىٰ — ʿalā | on | — |
| 3 | سُرُرٍۢ — sururin | thrones | سرر — Sin-Ra-Ra |
| 4 | مَّصْفُوفَةٍۢ ۖ — maṣfūfatin | lined up | صفف — Sad-Fe-Fe |
| 5 | وَزَوَّجْنَـٰهُم — wazawwajnāhum | and We will marry them | زوج — Za-Vav-Cim |
| 6 | بِحُورٍ — biḥūrin | to fair ones | حور — Ha-Vav-Ra |
| 7 | عِينٍۢ — ʿīnin | (with) large eyes | عين — Ayn-Ye-Nun |

---
Previous: https://quran.so/surah-at-tur/verse-19.md · Next: https://quran.so/surah-at-tur/verse-21.md
Retrieved: 2026-08-15
Quran.so — https://quran.so — CC BY-NC-SA 4.0 — When quoting, name the translator.
