# 74. Surah Al-Muddaththir, Verse 11

- **Surah:** 74. Surah Al-Muddaththir (The Cloaked One) — سورة المدثر
- **Verse:** 11 / 56 · **Juz:** 29 · **Mushaf page:** 574
- **Source:** https://quran.so/surah-al-muddaththir/verse-11

## Arabic

ذَرْن۪ي وَمَنْ خَلَقْتُ وَح۪يداًۙ

## Transcription

Tharnee waman khalaqtu waheeda

## Translations

### Aisha Bewley

Leave the person I created on his own to Me alone,

### Progressive Muslims

So leave Me alone with the one I have created.

### Shabbir Ahmed

Leave Me alone to deal with him whom I have created alone.

### Sam Gerrans — The Qur'an: A Complete Revelation

Leave thou Me with him whom I created alone,

### The Monotheist Group — The Quran: A Monotheist Translation

So leave Me alone with he whom I have created.

### Rashad Khalifa — The Final Testament

Let Me deal with one I created as an individual.

### Mohamed Ahmed - Samira

Leave him to Me whom I created alone,

### Sahih International — (Umm Muhammad, Mary Kennedy, Amatullah Bantley)

Leave Me with the one I created alone

### Muhammad Asad

LEAVE Me alone [to deal] with him whom I have created alone,

### Marmaduke Pickthall

Leave Me (to deal) with him whom I created lonely,

### Abul A'la Maududi — Tafhim commentary

Leave Me with him[1] whom I alone have created,[2]

_Footnotes_
- [1] The address is directed to the Prophet (peace be upon him) and it means: O Prophet, leave the case of the person (Walid bin al-Mughirah) to Me, who in the disbelievers’ conference proposed that you should be branded as a sorcerer among the pilgrims coming from different parts of Arabia; it is now for Me to deal with him; you need not bother yourself about it at all.
- [2] This sentence can have two meanings and both are correct:

### Abdel Khalek Himmat — Al- Muntakhab

Now leave to Me the one whom I brought into being and ushered him into this world helpless, empty, with no progeny and never less alone than when he was alone

### Bijan Moeinian

My creature will meet his Creator alone.

### Al-Hilali & Khan

Leave Me Alone (to deal) with whom I created lonely (without any wealth or children etc, i.e. Al-Walîd bin Al-Mughîrah Al-Makhzûmî)!

### Abdullah Yusuf Ali

Leave Me alone, (to deal) with the (creature) whom I created (bare and) alone!-

### Mustafa Khattab — The Clear Quran

And leave to me ˹O Prophet˺ the one I created all by Myself,

### Taqi Usmani

Leave me alone (to deal) with the one whom I created lonely,

### Abdul Haleem

[Prophet], leave Me to deal with the one I created helpless,

### Arthur John Arberry

Leave Me with him whom I created alone,

### E. Henry Palmer

Leave me alone with him I have created,

### Hamid S. Aziz

Leave Me alone to deal with him whom I created,

### Mahmoud Ghali

Leave Me with him whom I created alone,

### George Sale

Let me alone with him whom I have created,

### Syed Vickar Ahamed

Leave Me Alone, to deal with the (creature) whom I created (bare and) alone!

### Amatul Rahman Omar

Leave Me alone to deal with him whom I created,

### Ali Quli Qarai

Leave Me [to deal] with him whom I created alone,

### Ahmed Hulusi — Türkçe Kur'an Çözümü

Beni, yalnız olarak yarattığımla (başbaşa) bırak;

### Ali Bulaç — Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı

Kendisini tek olarak (ve yapayalnız) yarattığım (şu adam)ı Bana bırak;

### Bayraktar Bayraklı — Yeni Bir Anlayışın Işığında Kur'an Meali

- Tek olarak yarattığım, kendisine geniş servet ve gözü önünde duran oğullar verdiğim, kendisi için nimetleri serdikçe serdiğim o kişiyi bana bırak!

### Diyanet İşleri — Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Beni, yarattığım kişiyle baş başa bırak.

### Elmalılı Hamdi Yazır — Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali

Bırak bana o herifi ki yarattım da temtek

### Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Bana bırak temtek olarak yarattığım o herifi,

### Gültekin Onan

Kendisini tek olarak (ve yapayalnız) yarattığım (şu adam)ı bana bırak;

### Hasan Basri Çantay — Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim

(11-12-13-14) Bir tek (ya'ni nev'i şahsına münhasır) olarak yaratdığını, kendisine uzun boylu mal ve (yanında ve toplantılarda daima) haazır bulunmak üzere oğullar verdiğim, (yaşayışını, ömrünü, evladlarını) yaydığım (bol bol ihsan etdiğim o kafir adam) ı bana bırak.

### İbni Kesir

Bırak Beni ve yarattıklarımı tek başına.

### Muhammed Esed — Kur'an Mesajı

Bana bırak yalnız yarattığım o kişi(yle uğraşma)yı,

### Şaban Piriş — Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı

Beni, yarattığım kimse ile yalnız bırak.

### Süleyman Ateş — Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali

Benimle şu adamı yalnız bırak ki ben onu tek olarak yarattım.

### Yaşar Nuri Öztürk — Kur'an-ı Kerim Meali

Benimle, yarattığım kişiyi baş başa bırak!

### Mustafa İslamoğlu — Hayat Kitabı Kur’an

Beni tek başıma yarattığımla başbaşa bırak!

### Erhan Aktaş (Eski Baskı) — Kerim Kur'an

Tek olarak yarattığım kişiyi Bana bırak.[1]

_Footnotes_
- [1] Hiçbir şeye sahip değilken; birçok şeye sahip kıldığım kişiyi.

### Ali Rıza Safa — Kur'an-ı Kerim Gerçek

Tek başına yarattığım kişiyi Bana bırak!

### Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — Süleymaniye Vakfı Meali

Tek olarak yarattığım o kişiyi[1] bana bırak[2]!

_Footnotes_
- [1] Velid b. Mugire (الوليد بن المغيرة)

 Ebu Abdişems el-Velid b. el-Mugire b. Abdillah el-Mahzumi (ö. 1/622)

 Nebimiz'in ve İslamiyet'in azılı düşmanlarından biri miladi 530 yılı civarında Mekke'de doğdu. Babası Mugire, Kureyş içerisinde zenginliği ve cömertliğiyle tanınırdı. Onun kabiledeki mevkii dolayısıyla çocuklarına Beni Mugire denilmiş ve Mugiri nisbesiyle anılmışlardır. Bunlar şan, şeref, şöhret ve zenginlik bakımından ayrı bir zümre teşkil ediyordu. Resul-i Ekrem'in babaannesi Fatıma bint Amr b. Aiz, Mahzumoğulları'na mensup olduğu için dayıları adına Abdülmuttalib'in, oğlu Abdullah'ı kurban etmesini engelleyenler arasında Mugire de vardı. Velid annesi Sahra'ya nisbetle İbnü's-Sahra diye de anılır.

 Velid aklı, dirayeti, güzel konuşması, gelişmiş şiir zevki, çocuklarının fazlalığı ve zenginliğiyle de Kureyş içerisinde temayüz etmişti. Onun Mekke ile Taif arasındaki sulanabilen bahçelerinde yıl boyunca meyve ve sebze yetiştirilirdi. Ticaretle de uğraşan Velid'in aynı zamanda demirci olduğu zikredilir (İbn Kuteybe, s. 575). Velid, Haşimoğulları ile rekabet etmek için hac zamanı Mina'da büyük bir ateş yaktırır ve hacılara yemek ikram ederdi. Velid'in kendisiyle tartışılmasına izin vermediği, bedevilerin onu methederken 12.000 dinardan fazla serveti bulunduğunu söyledikleri kaydedilir (Süheyli, III, 80). Onun Kureyş nezdindeki itibarını gösteren iki olaya işaret etmek gerekir. Bunlardan biri, Kureyş'in reisi Abdülmuttalib'in vefatı üzerine kendisiyle birlikte kabileden üç kişinin onun yerini almak istediğini göstermek için Kabe'nin avlusuna oturmasıdır (diğer ikisi Ebu Talib ile Abdullah b. Cüd‘an idi; Ya‘kubi, II, 10). İkincisi Hz. Muhammed'in Hacerülesved'i yerine koyanlar arasında yer aldığı, Kabe'nin yıkılıp yeniden yapılması esnasında Kureyşliler'in Kabe'yi yıkmaktan çekinmesi üzerine Velid'in mabedin duvarına çıkıp, "Biz ancak iyilik ve hayır istiyoruz" diyerek kendi kabilesine düşen kısımdan bir bölümü yıkmasıdır. Kureyşliler, ancak onun başına bir felaket gelip gelmeyeceğini bir süre bekledikten sonra yıkım işine başlayabildi (İbn Hişam, I, 195). Yine Kabe'nin yapımı için para toplanırken Velid, Mekkeliler'den helal kazançlarından sarfetmelerini, riba ve zulümle elde edilen paraları bu işe karıştırmamalarını istedi. Diğer taraftan her yıl değiştirilen Kabe örtüsünü bir yıl kendisinin, bir yıl diğer Kureyş liderlerinin değiştirmesinden dolayı "Idlü Kureyş" (Kureyş'in dengi) unvanını taşıyor ve Yemen'den getirttiği kumaşla bu örtüyü değiştiriyordu (Ezraki, I, 251-252; Belazüri, I,133). Kaynaklarda bir hırsızın elini kesmesi, ilk defa kasame usulüne başvurması gibi icraatlarından dolayı "hükkamü'l-Arab"dan kabul edilir (İbn Habib, el-Muĥabber, s. 132, 337-338; el-Münemmaķ, s. 368; Belazüri, I, 133). Ayrıca Velid, kendisi şarap içmediği gibi aile fertlerine de içmeyi yasaklayan ve Kabe'ye girerken pabuçlarını çıkaran ilk kişidir (İbn Habib, el-Muĥabber, s. 335-337; İbn Kuteybe, s. 551-552). Kureyşliler ona "vahid" (tek), "kurretü ayni Kureyş" (Kureyş'in göz bebeği) ve "seyyidi" (efendimiz) gibi sıfatlar vermişti.

 Velid b. Mugire, Hz. Peygamber'in davetini kabul etmedi ve kendisine şiddetle karşı çıktı. Kibir, bencillik ve ihtirası yüzünden şirk ile ruhu kirlenip tabiatı bozulduğundan Kur'an-ı Kerim için sihir dedi, Kur'an'ın hasmı ve Resul-i Ekrem'in rakibi oldu. Putperestliğin hamisi Ebu Cehil'e akıl hocalığı yaptı. Kendisinin, "Nasıl olur, ben Kureyş kabilesinin büyüğü ve başkanı olduğum halde bir kenara bırakılayım da Muhammed'e vahiy gelsin! Nasıl olur, Ebu Mes‘ud Amr b. Umeyr es-Sekafi kabilesinin reisi de bir yana bırakılsın!" şeklindeki sözlerine Kur'an'da şöyle cevap verilir: "Gerçeğin bilgisi gelince, ‘Bu bir büyü, biz bunu kabul etmiyoruz. Bu Kur'an şu iki şehirden büyük bir kişiye indirilseydi ya!' dediler. Rabbinin rahmetini paylaştırmak onlara mı düşmüş? Dünya hayatında onların geçimliklerini biz paylaştırdık …" (Zuhruf 43/30-31; ayrıca bk. En‘am 6/123-124; İbn Hişam, I, 361; Taberi, XXV, 39-41).

 Velid, Kureyşliler'in Resulullah'a karşı düşmanca faaliyetlerine aktif biçimde katıldı. Hz. Peygamber'in amcası Ebu Talib'e üç defa başvuran Kureyş heyetinde o da yer aldı. Üçüncü gidişlerinde Velid yanına genç ve yakışıklı oğlu Umare'yi de aldı. Heyettekiler, Ebu Talib'den, Hz. Muhammed'in yerine bu genci alıp öldürülmek üzere yeğenini kendilerine teslim etmesini istediler. Ebu Talib bu teklifi şiddetle reddetti (İbn Hişam, I, 266-268; Umare için bk. Süheyli, III, 252-255; Fayda, s. 81-84). İbn Habib, Kureyş kabilesine mensup sekiz zındık arasında Velid'i de zikreder ve bunların sapık düşüncelerini Hireli bir hıristiyandan öğrendiklerini yazar (el-Muĥabber, s. 337). Cahiliye devri şiirini ve Arap dilinin inceliklerini çok iyi bilen Velid, hac mevsiminde Mekke'ye gelecek kişilere söylenmek üzere Kureyşliler'in Muhammed hakkında bir fikir etrafında toplanmalarını istemişti. Kendi görüşünün oluşması için günlerce düşündü; Kureyşliler'in ileri sürdüğü kahin, deli, şair gibi nitelemelerin doğru olmadığının hemen anlaşılacağını belirttikten sonra, "En iyisi onun evladı babadan, kardeşi kardeşten, karıyı kocadan, kişiyi ailesinden ayıran bir büyücü olduğunu söyleyelim" dedi. Bu iddialar üzerine şu ayetler nazil oldu: "Yarattığım o kişiyi tek başına bana bırak; geniş bir; geniş bir ervet ve gözü önünde duran oğullar verdiğim, kendisine nimetleri serdikçe serdiğim, arkasından daha fazla vermemi bekleyen kişiyi. Hayır, umduğu gibi olmayacak. Çünkü o bizim ayetlerimize karşı inatla direnmektedir. Ben de onu sarp bir yokuşa süreceğim. Zira o düşündü taşındı, ölçtü biçti. Kahrolsun, ne biçim ölçme biçme bu! Ardından yine kahrolsun, ne biçim ölçtü biçti! Sonra baktı, sonra kaşlarını çattı, suratını astı. En sonunda arkasını dönüp gitti ve kibrine yenildi. ‘Bu' dedi, ‘olsa olsa eskilerden nakledilmiş bir sihirdir; bu bildiğiniz insan sözünden başka bir şey değildir.' Ben onu cehenneme sokacağım …" (Müddessir 74/11-26).
- [2] Herkes, onun gibi tek olarak yaratılır.

### Mehmet Okuyan — Kur’an Meal-Tefsir

Tek başıma yarattığımla beni baş başa bırak!

### Erhan Aktaş (10. Baskı) — Kerim Kur'an

Tek olarak yarattığım kişiyi Bana bırak.[1]

_Footnotes_
- [1] Hiçbir şeye sahip değilken; birçok şeye sahip kıldığım kişiyi.

### Erhan Aktaş — Kerim Kur'an

Tek olarak yarattığım kişiyi Bana bırak.[1]

_Footnotes_
- [1] Hiçbir şeye sahip değilken; birçok şeye sahip kıldığım kişiyi.

### Süleymaniye Vakfı — Süleymaniye Vakfı Meali

Beni yarattığım o kişiyle baş başa bırak:[1]

_Footnotes_
- [1] [Müzzemmil 73/11](https://quran.so/73/11)-[14,](https://quran.so/73/14) [Kalem 68/44.](https://quran.so/68/44)

## Words

| # | word | meaning | root |
|---|---|---|---|
| 1 | ذَرْنِى — dharnī | Leave Me | وذر — Vav-Zal-Ra |
| 2 | وَمَنْ — waman | and whom | — |
| 3 | خَلَقْتُ — khalaqtu | I created | خلق — Kh-Lam-Kaf |
| 4 | وَحِيدًۭا — waḥīdan | alone | وحد — Vav-Ha-Dal |

---
Previous: https://quran.so/surah-al-muddaththir/verse-10.md · Next: https://quran.so/surah-al-muddaththir/verse-12.md
Retrieved: 2026-08-24
Quran.so — https://quran.so — CC BY-NC-SA 4.0 — When quoting, name the translator.
