# 18. Surah Al-Kahf, Verse 80

- **Surah:** 18. Surah Al-Kahf (The Cave) — سورة الكهف
- **Verse:** 80 / 110 · **Juz:** 16 · **Mushaf page:** 301
- **Source:** https://quran.so/surah-al-kahf/verse-80

## Arabic

وَاَمَّا الْغُلَامُ فَكَانَ اَبَوَاهُ مُؤْمِنَيْنِ فَخَش۪ينَٓا اَنْ يُرْهِقَهُمَا طُغْيَاناً وَكُفْراًۚ

## Transcription

Waamma alghulamu fakanaabawahu mu/minayni fakhasheena an yurhiqahumatughyanan wakufra

## Translations

### Aisha Bewley

As for the boy, his parents were muminun and we feared that he would darken their days with excessive insolence and kufr.

### Progressive Muslims

"And as for the youth, his parents were believers, so we feared that he would oppress them by his transgression and disbelief. "

### Shabbir Ahmed

And as for the lad, his parents were true believers whereas we had every reason to fear that he would bring bitter grief upon them by rebellion and disbelief.

### Sam Gerrans — The Qur'an: A Complete Revelation

“And as for the lad: his parents were believers, and we feared he would burden them with inordinacy and denial.

### The Monotheist Group — The Quran: A Monotheist Translation

"And as for the youth, his parents were believers, so we were concerned that he would oppress them by his transgression and disbelief."

### Rashad Khalifa — The Final Testament

"As for the boy, his parents were good believers, and we saw that he was going to burden them with his transgression and disbelief.,

### Mohamed Ahmed - Samira

As for the boy, his parents were believers, but we feared that he would harass them with defiance and disbelief.

### Sahih International — (Umm Muhammad, Mary Kennedy, Amatullah Bantley)

And as for the boy, his parents were believers, and we feared that he would overburden them by transgression and disbelief.

### Muhammad Asad

"And as for that young man, his parents were [true] believers - whereas we had every reason to fear that he would bring bitter grief upon them by [his] overweening wickedness and denial of all truth:

### Marmaduke Pickthall

And as for the lad, his parents were believers and we feared lest he should oppress them by rebellion and disbelief.

### Abul A'la Maududi — Tafhim commentary

As for the lad, his parents were people of faith, and we feared lest he should plague them with transgression and disbelief,

### Abdel Khalek Himmat — Al- Muntakhab

As to the young man, –who was evil personified- his parents are righteous people and they would have, through affection and compassion, admitted of relaxation in Allah's system of faith and worship".

### Bijan Moeinian

"As for the boy, I knew that he will become a big burden for his good believing parents by being rebellious and choosing the disbelief. …

### Al-Hilali & Khan

"And as for the boy, his parents were believers, and we feared lest he should oppress them by rebellion and disbelief.

### Abdullah Yusuf Ali

"As for the youth, his parents were people of Faith, and we feared that he would grieve them by obstinate rebellion and ingratitude (to Allah and man).

### Mustafa Khattab — The Clear Quran

"And as for the boy, his parents were ˹true˺ believers, and we[1] feared that he would pressure them into defiance and disbelief.

### Taqi Usmani

As for the boy, his parents were believers. We apprehended that he would impose rebellion and infidelity upon them.

### Abdul Haleem

The young boy had parents who were people of faith, and so, fearing he would trouble them through wickedness and disbelief,

### Arthur John Arberry

As for the lad, his parents were believers; and we were afraid he would impose on them insolence and unbelief;

### E. Henry Palmer

And as for the youth, his parents were believers, and we feared lest he should impose upon them rebellion and misbelief.

### Hamid S. Aziz

As for the boat, it belonged to poor people, who toiled on the sea (or river), and I wished to damage it, for behind it was a king who seized on every boat by force.

### Mahmoud Ghali

And as for the youth, then his parents (Literally: his two fathers) were believers; so we were apprehensive he would oppress them with (his) in ordinance and disbelief.

### George Sale

As to the youth, his parents were true believers; and we feared lest he, being an unbeliever, should oblige them to suffer his perverseness and ingratitude:

### Syed Vickar Ahamed

"As for the boy, his parents were believers, and we feared that he would dishearten (and offend) them by (bitter and) prolonged revolt and by disbelief (to Allah).

### Amatul Rahman Omar

`And as for the boy, his parents were believers and we feared that he should involve them in trouble through transgression and disbelief,

### Ali Quli Qarai

As for the boy, his parents were faithful [persons], and We feared he would overwhelm them with rebellion and unfaith.

### Ahmed Hulusi — Türkçe Kur'an Çözümü

"O küçük erkek çocuğa gelince: Onun ana-babası iki iman eden idi. . . (Büyüyünce, bürüneceği kişilikle çocuğun) onları taşkınlık ve küfre düşürmesinden ürktük!"

### Ali Bulaç — Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı

"Çocuğa gelince, onun anne ve babası mü'min kimselerdi. Bundan dolayı, onun kendilerine azgınlık ve inkar zorunu kullanmasından endişe edip korktuk."

### Bayraktar Bayraklı — Yeni Bir Anlayışın Işığında Kur'an Meali

"O çocuk ise, onun anne ve babası inanmış kimselerdi. Eğer çocuk yaşarsa onları azdırmasından ve inkara sürüklemesinden korktuk."

### Diyanet İşleri — Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

"Çocuğa gelince, anası babası mü'min insanlardı. Onları azgınlığa ve küfre sürüklemesinden korktuk."

### Elmalılı Hamdi Yazır — Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali

Oğlana gelince: ebeveyni mü'minlerdi, onun için bunları tuğyan ve küfrile sarmasından sakındık da

### Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Oğlana gelince, anne babası mümin kimselerdi. Onun bunları azgınlık ve küfür ile sarmasından korktuk.

### Gültekin Onan

"Çocuğa gelince, onun anne ve babası inançlı kimselerdi. Bundan dolayı, onun kendilerine azgınlık ve küfür zorunu kullanmasından endişe edip korktuk."

### Hasan Basri Çantay — Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim

"Oğlana gelince: Onun anası da, babası da iman etmiş kimselerdi. Bunun için onları bir azgınlık ve kafirlik bürümesinden endişe etdik de",

### İbni Kesir

Oğlana gelince; onun anası babası inanmış kimselerdi. Çocuğun onları azdırıp küfre sürüklemesinden korkmuştuk.

### Muhammed Esed — Kur'an Mesajı

O genç adam da, -ki anası babası mümin kimselerdi- taşkınlıkları ve inkarcı eğilimleriyle onlara çok derin acılar vereceği yolunda kaygı verici belirtiler görmüştük;

### Şaban Piriş — Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı

Gence gelince, onun, anne ve babası mümin idi. Gencin onları azdırıp, küfre sürüklemesinden korktuk.

### Süleyman Ateş — Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali

"Oğlana gelince: Onun anası babası mü'min insanlardı. Bunun, onlara azgınlık ve küfür sarmasından korktuk."

### Yaşar Nuri Öztürk — Kur'an-ı Kerim Meali

"Oğlan çocuğa gelince: Onun anası babası inanmış kişilerdi. Çocuğun onları azgınlık ve inkara sürüklemesinden korktuk."

### Mustafa İslamoğlu — Hayat Kitabı Kur’an

"Gelelim delikanlıya: Onun ebeveyni imanlı kimselerdi; fakat biz onun azgınlık ve sapkınlıkla (ebeveynini) derin acılara boğacağına dair kaygı verici bir bilgiye sahiptik.

### Erhan Aktaş (Eski Baskı) — Kerim Kur'an

"Delikanlıya gelince, anne ve babası inanan kimselerdi. Onları azgınlığa ve küfre sürüklemesinden huşu ediyoruz."[1]

_Footnotes_
- [1] Zor kullanarak, baskı yaparak onları azgınlığa ve küfre sürüklediğini içtenlikle, yakinen biliyoruz. Haşiye sözcüğüne "korktuk" şeklinde anlam verilmesi yanlıştır. Zira Haşiye, yani huşu; içtenlik, samimiyet demektir. Anlaşılan odur ki; söz konusu alim kul o yörede yaşayan ve yaşadığı toplumda olup bitenlere yakından tanık olan birisidir. Çocuğu ve çocuğun ailesini de çok iyi tanımakta, çocuğun anne babasına nasıl zulmettiğini yakinen bilmektedir. Çocuğun onları azgınlığa ve küfre sürüklediğinden emin birisidir. Ayetteki huşu sözcüğü, alim kulun olup bitenleri çok iyi bildiğinden ve bilgisinden emin olduğu anlamındadır. Gelecekte olacak olan bir şeyden değil olmuş olan; olmakta olan bir durumdan söz edilmektedir. Ayete gelecekte olacak bir şeymiş gibi anlam verilmesi yanlıştır. Yanlışlığın temel nedeni haşiye sözcüğüne korkma anlamının verilmesidir.

### Ali Rıza Safa — Kur'an-ı Kerim Gerçek

"Delikanlıya gelince; onun anne-babası inanmış kişilerdi. Onları, azgınlığa ve nankörlük etmeye sürüklemesinden korktuk!"

### Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — Süleymaniye Vakfı Meali

Oğlan çocuğuna gelince, anası babası inanıp güvenmiş (mümin) kimselerdi. Onları azgınlığa ve nankörlüğe sürüklemesinden korktuk.

### Mehmet Okuyan — Kur’an Meal-Tefsir

Erkek çocuğa gelince, onun ana babası mümin kişilerdi. Onları azdırıp inkâra sürüklemesini uygun görmemiştik.[1]

_Footnotes_
- [1] Burada geçen [haşînâ] fiili yaygın anlamı olan "korkmak" şeklinde tercüme edilirse mesajın anlaşılmasında sorun yaşanması kaçınılmazdır. Çünkü Yüce Allah'ın herhangi bir şeyden korkması kesinlikle söz konusu olamaz. Korkanlar melekler şeklinde kabul edilirse bu defa da meleklerin bir şeylerden korktuğu için bir insanı öldürmesi söz konusu olmaktadır. Konuyu insan (Hızır) şeklinde kabul edince konu tamamen çıkmaza sürüklenmektedir. Çünkü bu Hızır denen şahsiyet bir kişidir; ayetteki ilgili fiil ise çoğul kalıptadır. Oysa pek çok müfessir ve lügat âlimine göre Yüce Allah için kullanılması durumunda bu fiilin "uygun görmemek" anlamı da vardır ki bu anlam bağlama da olaya da uygundur.

### Erhan Aktaş (10. Baskı) — Kerim Kur'an

"Delikanlıya gelince, anne ve babası Mü'min kimselerdi. Onları azgınlığa ve Küfre sürüklemesine rızamız olmadı."[1]

_Footnotes_
- [1] Zor kullanarak, baskı yaparak anne ve babasını azgınlığa ve küfre sürüklemekte oluşunu samimiyetle biliyorduk. Anlaşılan odur ki; söz konusu alim/bilen kul o yörede yaşayan ve yaşadığı toplumda olup bitenlere yakından tanık olan birisidir. Delikanlıyı ve delikanlının anne ve babasına inançlarından dolayı nasıl baskı yaptığını, nasıl zulmettiğini içtenlikle/yakından bilen birisidir. Ayetteki huşu sözcüğü, alim kulun olup bitenleri çok iyi bildiğinden ve bilgisinden emin olduğu anlamındadır. Zaten ayete literal olarak dil bilgisi kuralları açısından da gelecek zaman anlamı verilemez. Çünkü يُرْهِقَهُمَا أَنْ "en yurhikahuma" mastardır ve mastarlar isim grubundan oldukları için şimdiki zaman kipindedirler. Ayet, gelecekte olacak olan bir şeyden değil oluyor olan; olmakta olan bir durumdan söz etmektedir. Ayete gelecekte olacak bir şeymiş gibi anlam verilmesi yanlıştır. Ayrıca ayette geçen haşiye sözcüğünün anlamı korkmak değil, huşudur, yani içtenliktir. En ilkel olanı da dahil, yeryüzünün hiçbir hukuk sisteminde olmayan, gelecekte işlenecek bir suça ceza vermeyi, Allah'ın uygun görmüş olabileceğini varsaymak Allah'a iftira atmaktır.

### Erhan Aktaş — Kerim Kur'an

"Delikanlıya gelince, anne ve babası Mü'min kimselerdi. Onları azgınlığa ve Küfre sürüklemesine rızamız olmadı.[1]"

_Footnotes_
- [1] Zor kullanarak, baskı yaparak anne ve babasını azgınlığa ve küfre sürüklemekte oluşunu samimiyetle biliyorduk. Anlaşılan odur ki; söz konusu alim/bilen kul o yörede yaşayan ve yaşadığı bölgede olup bitenlere yakından tanık olan birisidir. Delikanlıyı ve delikanlının anne ve babasına inançlarından dolayı nasıl baskı yaptığını, nasıl zulmettiğini içtenlikle/yakından bilen birisidir. Ayetteki huşu kelimesi, alim kulun olup bitenleri çok iyi bildiği ve bilgisinden emin olduğu anlamındadır. Zaten ayete literal olarak dil bilgisi kuralları açısından da gelecek zaman anlamı verilemez. Çünkü "en yurhikahuma" mastardır ve mastarlar isim grubundan oldukları için şimdiki zaman kipindedirler. Ayet, gelecekte olacak olan bir şeyden değil oluyor olan; olmakta olan bir durumdan söz etmektedir. Ayete gelecekte olacak bir şeymiş gibi anlam verilmesi yanlıştır. Ayrıca ayette geçen haşiye kelimesinin anlamı korkmak değil, huşudur, yani içtenliktir. En ilkel olanı da dahil, yeryüzünün hiçbir hukuk sisteminde olmayan, gelecekte işlenecek bir suça ceza vermeyi, Allah'ın uygun görmüş olabileceğini varsaymak Allah'a iftira atmaktır.

### Süleymaniye Vakfı — Süleymaniye Vakfı Meali

Erkek çocuğa gelince, anası babası mümin kimselerdi. Onları aşırı davranışlara ve kafirliğe sürüklemesinden çekindik.[1]

_Footnotes_
- [1] Bu ayet, bir sonraki ayet ile birlikte düşünülünce o çocukta, annesini ve babasını isyana sürükleyecek boyutta bir gelişim problemi olduğu anlaşılır. Ayetteki "Çekindik" sözünü söyleyen bir melektir. Bunu kendi sözü olarak değil, Allah'ın sözü olarak söylediği için o söz Allah'a aittir. Bu, iki ayet sonraki ifadelerden olarak anlaşılmaktadır (Bkz. [Kehf 18/82](https://quran.so/18/82) ve dipnotu). Bu sözün Allah Tealaya ait olması sebebiyle bu ayet, herşeyin ezelden belirlendiği iddiasına dayanan geleneksel kader anlayışının yanlış olduğunun kesin delillerindendir.

## Words

| # | word | meaning | root |
|---|---|---|---|
| 1 | وَأَمَّا — wa-ammā | And as for | — |
| 2 | ٱلْغُلَـٰمُ — l-ghulāmu | the boy | غلم — Gayn-Lam-Mim |
| 3 | فَكَانَ — fakāna | his parents were | كون — Kef-Vav-Nun |
| 4 | أَبَوَاهُ — abawāhu | his parents were | ابو — Elif-Be-Vav |
| 5 | مُؤْمِنَيْنِ — mu'minayni | believers | امن — Elif-Mim-Nun |
| 6 | فَخَشِينَآ — fakhashīnā | and we feared | خشي — Kh-Şin-Ye |
| 7 | أَن — an | that | — |
| 8 | يُرْهِقَهُمَا — yur'hiqahumā | he would overburden them | رهق — Ra-he-Kaf |
| 9 | طُغْيَـٰنًۭا — ṭugh'yānan | (by) transgression | طغي — Ta-Gayn-Ye |
| 10 | وَكُفْرًۭا — wakuf'ran | and disbelief | كفر — Kef-Fe-Ra |

---
Previous: https://quran.so/surah-al-kahf/verse-79.md · Next: https://quran.so/surah-al-kahf/verse-81.md
Retrieved: 2026-08-13
Quran.so — https://quran.so — CC BY-NC-SA 4.0 — When quoting, name the translator.
