# 18. Surah Al-Kahf, Verse 65

- **Surah:** 18. Surah Al-Kahf (The Cave) — سورة الكهف
- **Verse:** 65 / 110 · **Juz:** 15 · **Mushaf page:** 300
- **Source:** https://quran.so/surah-al-kahf/verse-65

## Arabic

فَوَجَدَا عَبْداً مِنْ عِبَادِنَٓا اٰتَيْنَاهُ رَحْمَةً مِنْ عِنْدِنَا وَعَلَّمْنَاهُ مِنْ لَدُنَّا عِلْماً

## Transcription

Fawajada AAabdan min AAibadinaataynahu rahmatan min AAindinawaAAallamnahu min ladunna AAilma

## Translations

### Aisha Bewley

They found a slave of Ours whom We had granted mercy from Us and whom We had also given knowledge direct from Us.

### Progressive Muslims

So they came upon a servant of Ours whom We had given him mercy from Us and We taught him knowledge from Us.

### Shabbir Ahmed

(Moses wondered how exciting the merging of the two streams would be! And he imagined that) he found a servant of Ours, on whom We had bestowed grace from Our Presence and unto whom We had imparted knowledge from Ourselves.

### Sam Gerrans — The Qur'an: A Complete Revelation

And they found a servant from among Our servants to whom We had given mercy from Us, and taught knowledge from Us.

### The Monotheist Group — The Quran: A Monotheist Translation

So they came upon a servant of Ours whom We had given him mercy from Us and We had taught him knowledge from Us.

### Rashad Khalifa — The Final Testament

They found one of our servants, whom we blessed with mercy, and bestowed upon him from our own knowledge.

### Mohamed Ahmed - Samira

Then they found one of Our votaries, whom We had blessed and given knowledge from Us.

### Sahih International — (Umm Muhammad, Mary Kennedy, Amatullah Bantley)

And they found a servant from among Our servants to whom we had given mercy from us and had taught him from Us a [certain] knowledge.

### Muhammad Asad

and found one of Our servants, on whom We had bestowed grace from Ourselves and unto whom We had imparted knowledge [issuing] from Ourselves.

### Marmaduke Pickthall

Then found they one of Our slaves, unto whom We had given mercy from Us, and had taught him knowledge from Our presence.

### Abul A'la Maududi — Tafhim commentary

and there they found one of Our servants upon whom We had bestowed Our mercy, and to whom We had imparted a special knowledge from Ourselves.[1]

_Footnotes_
- [1] The name of this servant has been stated to be Khidr in all the authentic books of traditions. Thus there is no reason why it should be considered at all that his name was Elijah, as some people have asserted under the influence of the Israelite traditions. Their assertion is incorrect not only because it contradicts the assertion of the Prophet (peace be upon him) but it is also absurd because Prophet Elijah (peace be upon him) was born several hundred years after Prophet Moses (peace be upon him). Though the Quran does not mention the name of the attendant of Prophet Moses (peace be upon him), according to some traditions he was Joshua, the son of Nun, who succeeded him.

### Abdel Khalek Himmat — Al- Muntakhab

There, they found one of Our devotees to whom We extended Our mercy and the initiation in mysteries and to whom We imparted of Our mystic knowledge what is transcending human comprehension.

### Bijan Moeinian

There they found one of My servants (probably Prophet Khizr) whom I had blessed with knowledge.

### Al-Hilali & Khan

Then they found one of Our slaves, on whom We had bestowed mercy from Us, and whom We had taught knowledge from Us.

### Abdullah Yusuf Ali

So they found one of Our servants, on whom We had bestowed Mercy from Ourselves and whom We had taught knowledge from Our own Presence.

### Mustafa Khattab — The Clear Quran

There they found a servant of Ours, to whom We had granted mercy from Us and enlightened with knowledge of Our Own.

### Taqi Usmani

Then they found one of Our servants whom We blessed with mercy from Us and whom We gave knowledge, a knowledge from Our own.

### Abdul Haleem

and found one of Our servants- a man to whom We had granted Our mercy and whom We had given knowledge of Our own.

### Arthur John Arberry

Then they found one of Our servants unto whom We had given mercy from Us, and We had taught him knowledge proceeding from Us.

### E. Henry Palmer

Then they found a servant of our servants, to whom we had given mercy from ourselves, and had taught him knowledge from before us.

### Hamid S. Aziz

Moses said, "This is what we were searching for. " So they retraced their steps again.

### Mahmoud Ghali

Then they (both) found one of Our bondmen (Literally: bondman from among Our bondmen) to whom We had brought mercy from Our Providence, and had taught him knowledge from very close to Us.

### George Sale

And coming to the rock they found one of our servants, unto whom We had granted mercy from us, and whom We had taught wisdom from before us.

### Syed Vickar Ahamed

Then they found one (of the wise men) on whom We had bestowed Mercy from Ourselves and whom We had given knowledge from Our Own Presence.

### Amatul Rahman Omar

So that they found a (noble and great) servant of Ours to whom We had granted mercy from Us and whom We had taught (great) Knowledge from Ourself.

### Ali Quli Qarai

[There] they found one of Our servants whom We had granted a mercy from Ourselves, and taught him a knowledge from Our own.

### Ahmed Hulusi — Türkçe Kur'an Çözümü

Derken kullarımızdan bir kul buldular ki, biz Ona indimizden (Hakikatini yaşatan) bir rahmet vermiş ve yine Onda ledünnümüzden (Tecelli-i sıfat olarak tahakkuk etme {mardiye} şuuru) ilim açığa çıkarmıştık.

### Ali Bulaç — Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı

Derken, katımızdan kendisine bir rahmet verdiğimiz ve tarafımızdan kendisine bir ilim öğrettiğimiz kullarımızdan bir kulu buldular.

### Bayraktar Bayraklı — Yeni Bir Anlayışın Işığında Kur'an Meali

Orada katımızdan kendisine rahmet verdiğimiz ve yine katımızdan kendisine ilim öğrettiğimiz kullarımızdan birini buldular.

### Diyanet İşleri — Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Derken kullarımızdan bir kul buldular ki, biz ona katımızdan bir rahmet vermiş, kendisine tarafımızdan bir ilim öğretmiştik.

### Elmalılı Hamdi Yazır — Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali

Derken kullarımızdan bir kul buldular ki biz ona nezdimizden bir rahmet vermiş ve ledünnimizden bir ılim öğretmiştik

### Elmalılı (sadeleştirilmiş)

derken kullarımızdan bir kul buldular ki, Biz ona katımızdan bir rahmet vermiş ve tarafımızdan bir ilim öğretmiştik.

### Gültekin Onan

Derken, katımızdan kendisine bir rahmet verdiğimiz ve tarafımızdan kendisine bir ilim öğrettiğimiz kullarımızdan bir kulu buldular.

### Hasan Basri Çantay — Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim

Derken kullarımızdan (öyle) bir kul buldular ki biz ona tarafımızdan bir rahmet vermiş, kendisine nezdimizden (haas) bir ilim öğretmişdik.

### İbni Kesir

Derken kullarımızdan bir kul buldular ki Biz, ona; katımızdan bir rahmet vermiş ve kendisine nezdimizden bir ilim öğretmiştik.

### Muhammed Esed — Kur'an Mesajı

Ve orada kendisine katımızdan üstün bir bağışta bulunarak (özel) bir bilgiyle donattığımız kullarımızdan birine rastladılar.

### Şaban Piriş — Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı

Orada, kendisine esenlik verip, katımızdan bir ilim öğrettiğimiz kullarımızdan bir kul buldular.

### Süleyman Ateş — Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali

(Orada) Kullarımızdan bir kul buldular ki, biz ona katımızdan bir rahmet vermiştik ve ona katımızdan bir ilim öğretmiştik.

### Yaşar Nuri Öztürk — Kur'an-ı Kerim Meali

Orada, kullarımızdan öyle bir kul buldular ki, biz ona katımızdan bir rahmet vermiş, lütfumuzdan bir ilim öğretmiştik.

### Mustafa İslamoğlu — Hayat Kitabı Kur’an

Sonunda orada, kendisine katımızdan bir rahmete nail kılarak (ilmimizden) bir ilim öğrettiğimiz kullarımızdan birini buldular.

### Erhan Aktaş (Eski Baskı) — Kerim Kur'an

Derken katımızdan, kendisine bir rahmet verdiğimiz ve tarafımızdan[1] bir ilim öğrettiğimiz[1] Bizim kullarımızdan bir kul[2] buldular.

_Footnotes_
- [1] "Ledun" sözcüğü, kimi dünya dinlerinde gnosis (gizli, özel bilgi, sır) olarak tanımlanan biçimiyle "tasavvuf dininde" de bilgi türü olarak, "ilm-i ledun" olarak yer almaktadır. İlm-i ledun; "hiçbir çaba olmaksızın, Allah'ın, kimilerinin kalbine doğrudan bilgi yüklemesi" olarak tanımlanmaktadır. Oysaki "ledun" sözcüğü Kur'an'ın onlarca ayetinde(Bu surenin 76. ayetinde de var.) olduğu gibi, bu ayette de "mekan zarfı" olarak; tarafında, yanında, katında anlamlarına gelmektedir.
- [2] Çeşitli kaynaklara dayanılarak "Hızır" olarak adlandırılan "bir kul"un kim olduğu bilgisi Kur'an'da yer almamaktadır. Hızır sözcüğü Kur'an'da yer almadığı halde, "kullarımızdan bir kul"u, Kur'an dışı geleneksel anlayış, Kur'an dışı inançların etkisinde kalarak "Hızır" olarak anmaktadır.

### Ali Rıza Safa — Kur'an-ı Kerim Gerçek

Sonunda, Kendi katımızdan Ona bir rahmet verdiğimiz ve bilgimizden öğrettiğimiz kullarımızdan bir kul buldular.[231]

_Footnotes_
- [231] Bu suredeki 18:65-82 arasındaki on sekiz ayette, Musa peygamberle birlikte yaptığı yolculuk anlatılan kişi, Kur'an'da ismi belirtilmeden "Kendi katımızdan rahmet verdiğimiz ve bilgimizden öğrettiğimiz bir kul" olarak bildirilir. Söylence meraklıları, bu kişiyi Hızır ismiyle tanıtmışlar, üstelik kimi çevirilerde Hızır ismini ayetlere bile yazmışlardır. Bu yüzden Kur'an'da ismi geçen bir kişi olduğu sanılan Hızır, aslında Arap söylencelerinde sanal bir kişilik olup, değişik isimlerle İran, Mezopotamya, Ortadoğu, Yunan ve Türk söylencelerinde de yer almıştır. Sanal kişilik Hızır'ın, Kur'an'daki öyküyle hiçbir ilgisi yoktur. Tevrat, Zebur ve İncil ayetlerinde de Kur'an'da anlatılan bu öyküyü anımsatan bir konu geçmez.

### Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — Süleymaniye Vakfı Meali

Sonra kullarımızdan bir kulu buldular. Ona katımızdan bir ilim öğreterek ikramda bulunmuştuk.

### Mehmet Okuyan — Kur’an Meal-Tefsir

(Derken), kendisine katımızdan bir rahmet verdiğimiz ve ona tarafımızdan bir ilim öğrettiğimiz kullarımızdan bir kul bulmuşlardı.[1]

_Footnotes_
- [1] Burada sözü edilen "kul", Hz. Musa'ya hocalık yapsın diye görevlendirilen özel bir "melek" olmalıdır. Bu kişiyi "insan" kabul edip adına "Hızır" denmesi, cevabı imkânsız soruların sorulmasına neden olmaktadır.

### Erhan Aktaş (10. Baskı) — Kerim Kur'an

Derken katımızdan, kendisine bir rahmet verdiğimiz ve tarafımızdan[1] bir ilim öğrettiğimiz[1] Bizim kullarımızdan bir kul[2] buldular.

_Footnotes_
- [1] "Ledun" sözcüğü, kimi dünya dinlerinde gnosis (gizli, özel bilgi, sır) olarak tanımlanan biçimiyle "tasavvuf dininde" de bilgi türü olarak, "ilm-i ledun" olarak yer almaktadır. İlm-i ledun; "hiçbir çaba olmaksızın, Allah'ın, kimilerinin kalbine doğrudan bilgi yüklemesi" olarak tanımlanmaktadır. Oysaki "ledun" sözcüğü Kur'an'ın onlarca ayetinde (Örn.18:76) olduğu gibi, "mekan zarfı" olarak; tarafında, yanında, katında anlamlarına gelmektedir.
- [2] Çeşitli kaynaklara dayanılarak "Hızır" olarak adlandırılan "bir kul"un kim olduğu bilgisi Kur'an'da yer almamaktadır. Hızır sözcüğü Kur'an'da yer almadığı halde, "kullarımızdan bir kul"u, Kur'an dışı geleneksel anlayış, Kur'an dışı inançların etkisinde kalarak "Hızır" olarak anmaktadır.

### Erhan Aktaş — Kerim Kur'an

Derken katımızdan, kendisine bir rahmet verdiğimiz ve tarafımızdan bir ilim[1] öğrettiğimiz Bizim kullarımızdan bir kul[2] buldular.

_Footnotes_
- [1] Kelimesi kelimesine, "ilm-i ledun." "Ledun" kelimesi, kimi dünya dinlerinde gnosis (gizli, özel bilgi, sır) olarak tanımlanan biçimiyle "tasavvuf dininde" de bilgi türü olarak, "ilm-i ledun" olarak yer almaktadır. Tasavvuf dinini, ilm-i ledunu "hiçbir çaba olmaksızın, Allah'ın, kimilerinin kalbine doğrudan bilgi yüklemesi" olarak tanımlamaktadır. Oysaki "ledun" kelimesi Kur'an'ın onlarca ayetinde (Örn.18:76) olduğu gibi, "mekan zarfı" olarak; tarafında, yanında, katında anlamlarına gelmektedir.
- [2] Çeşitli kaynaklara dayanılarak "Hızır" olarak adlandırılan "bir kul"un kim olduğu bilgisi Kur'an'da yer almamaktadır. Hızır kelimesi Kur'an'da yer almadığı halde, Kur'an'da "kullarımızdan bir kul" olarak geçen kulu, Kur'an dışı geleneksel anlayış, Kur'an dışı inançların etkisinde kalarak "Hızır" olarak anmaktadır.

### Süleymaniye Vakfı — Süleymaniye Vakfı Meali

Derken (orada) katımızdan ikramda bulunduğumuz ve tarafımızdan ilim öğrettiğimiz bir kul buldular.

## Words

| # | word | meaning | root |
|---|---|---|---|
| 1 | فَوَجَدَا — fawajadā | Then they found | وجد — Vav-Cim-Dal |
| 2 | عَبْدًۭا — ʿabdan | a servant | عبد — Ayn-Be-Dal |
| 3 | مِّنْ — min | from | — |
| 4 | عِبَادِنَآ — ʿibādinā | Our servants | عبد — Ayn-Be-Dal |
| 5 | ءَاتَيْنَـٰهُ — ātaynāhu | whom We had given | اتي — Elif-Te-Ye |
| 6 | رَحْمَةًۭ — raḥmatan | mercy | رحم — Ra-Ha-Mim |
| 7 | مِّنْ — min | from | — |
| 8 | عِندِنَا — ʿindinā | Us | عند — Ayn-Nun-Dal |
| 9 | وَعَلَّمْنَـٰهُ — waʿallamnāhu | and We had taught him | علم — Ayn-Lam-Mim |
| 10 | مِن — min | from | — |
| 11 | لَّدُنَّا — ladunnā | Us | لدن — Lam-Dal-Nun |
| 12 | عِلْمًۭا — ʿil'man | a knowledge | علم — Ayn-Lam-Mim |

---
Previous: https://quran.so/surah-al-kahf/verse-64.md · Next: https://quran.so/surah-al-kahf/verse-66.md
Retrieved: 2026-08-13
Quran.so — https://quran.so — CC BY-NC-SA 4.0 — When quoting, name the translator.
