# 21. Surah Al-Anbiya, Verse 64

- **Surah:** 21. Surah Al-Anbiya (The Prophets) — سورة الأنبياء
- **Verse:** 64 / 112 · **Juz:** 17 · **Mushaf page:** 326
- **Source:** https://quran.so/surah-al-anbiya/verse-64

## Arabic

فَرَجَعُٓوا اِلٰٓى اَنْفُسِهِمْ فَقَالُٓوا اِنَّكُمْ اَنْتُمُ الظَّالِمُونَۙ

## Transcription

FarajaAAoo ila anfusihim faqalooinnakum antumu aththalimoon

## Translations

### Aisha Bewley

They consulted among themselves and said, ‘It is you yourselves who are wrongdoers. ’

### Progressive Muslims

So they turned and said to themselves: "It is indeed ourselves who have been wicked!"

### Shabbir Ahmed

They were taken aback, withdrew themselves, thought and said to one another, "Verily, you yourselves are the wrongdoers. " (You disregarded the security of the powerless idols).

### Sam Gerrans — The Qur'an: A Complete Revelation

And they returned to themselves and said: “It is you who are the wrongdoers.”

### The Monotheist Group — The Quran: A Monotheist Translation

So they turned and said to themselves: "It is indeed ourselves who have been wicked!"

### Rashad Khalifa — The Final Testament

They were taken aback, and said to themselves, "Indeed, you are the ones who have been transgressing."

### Mohamed Ahmed - Samira

Then they thought and observed: "Surely you are yourselves unjust. "

### Sahih International — (Umm Muhammad, Mary Kennedy, Amatullah Bantley)

So they returned to [blaming] themselves and said [to each other], "Indeed, you are the wrongdoers. "

### Muhammad Asad

And so they turned upon one another, saying, "Behold, it is you who are doing wrong. "

### Marmaduke Pickthall

Then gathered they apart and said: Lo! ye yourselves are the wrong-doers.

### Abul A'la Maududi — Tafhim commentary

Thereupon they turned to their (inner) selves and said (to themselves): "Surely it is you who are the wrong-doers."

### Abdel Khalek Himmat — Al- Muntakhab

And there, they blamed themselves saying: "You are indeed the wrongful of actions"

### Bijan Moeinian

They consulted among themselves and arrived to the conclusion that they, themselves, were the real unjust people (worshipping the kind of gods who were good for nothing. "

### Al-Hilali & Khan

So they turned to themselves and said: "Verily, you are the Zâlimûn (polytheists and wrong-doers)."

### Abdullah Yusuf Ali

So they turned to themselves and said, "Surely ye are the ones in the wrong!"

### Mustafa Khattab — The Clear Quran

So they came back to their senses, saying ˹to one another˺, "You yourselves are truly the wrongdoers!"

### Taqi Usmani

So they turned to one another and said, "In fact, you yourselves are the wrongdoers."

### Abdul Haleem

They turned to one another, saying, ‘It is you who are in the wrong,’

### Arthur John Arberry

So they returned one to another, and they said, 'Surely it is you who are the evildoers. '

### E. Henry Palmer

Then they came to themselves and said, 'Verily, ye are the wrong-doers. '

### Hamid S. Aziz

Said he, "Nay, it was this largest of the idols. But ask them, if they can speak."

### Mahmoud Ghali

So they returned one to another (Literally: returned to themselves) (and) then said, "Surely you yourselves are the unjust. "

### George Sale

And they returned unto themselves, and said the one to the other, verily ye are the impious persons.

### Syed Vickar Ahamed

So they turned amongst themselves and said, "Surely, you are the ones in the wrong!"

### Amatul Rahman Omar

Then they turned to their leaders and to one another and said, `You, yourselves are surely in the wrong. '

### Ali Quli Qarai

Thereat they came to themselves and said [to one another], ‘Indeed it is you who are the wrongdoers!’

### Ahmed Hulusi — Türkçe Kur'an Çözümü

Şöyle bir düşündükten sonra: "Muhakkak ki siz, evet siz zalimlersiniz" dediler (birbirlerine).

### Ali Bulaç — Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı

Bunun üzerine kendi vicdanlarına başvurdular da; "Gerçek şu ki, zalim olanlar sizlersiniz (biziz)" dediler.

### Bayraktar Bayraklı — Yeni Bir Anlayışın Işığında Kur'an Meali

- Kendi kendilerine dönüp birbirlerine, "Doğrusu siz zalimlerdensiniz" dedikten sonra, gönüllerindeki eski inançları depreşerek, "Ey İbrahim! Sen bunların konuşmayacağını bilirsin" dediler.

### Diyanet İşleri — Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Bunun üzerine birbirlerine dönüp, "Hiç şüphesiz asıl zalimler sizsiniz siz" dediler.

### Elmalılı Hamdi Yazır — Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali

Bunun üzerine vicdanlarına müracaat ettiler de dediler: doğrusu siz haksızsınız

### Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Bunun üzerine vicdanlarına müracaat ettiler de: "Doğrusu siz haksızsınız!" dediler.

### Gültekin Onan

Bunun üzerine kendi vicdanlarına başvurdular da; "Gerçek şu ki, zalim olanlar sizlersiniz (biziz)" dediler.

### Hasan Basri Çantay — Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim

Bunun üzerine vicdanlarına dönüb (birbirlerine) dediler ki: "Hiç şübhesiz (asıl) zaalimler sizsiniz, siz"!

### İbni Kesir

Bunun üzerine kendilerine dönüp dediler ki: Hiç şüphesiz zalimler sizsiniz siz.

### Muhammed Esed — Kur'an Mesajı

Bunun üzerine birbirlerine dönüp: "Doğrusu, asıl zalim olan sizlermişsiniz!" dediler.

### Şaban Piriş — Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı

Bunun üzerine kendilerine gelip: -Siz, gerçekten haksızsınız dediler.

### Süleyman Ateş — Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali

Kendi vicdanlarına başvurup (içlerinden): "Hakikaten sizler haksızsınız!" dediler.

### Yaşar Nuri Öztürk — Kur'an-ı Kerim Meali

Bunun üzerine kendi benliklerine döndüler de şöyle dediler: "Siz, zalimlerin ta kendilerisiniz."

### Mustafa İslamoğlu — Hayat Kitabı Kur’an

Bunun üzerine kendi iç dünyalarına döndüler ve (kendi kendilerine) "Siz var ya, siz" dediler, "işte asıl haddini bilmezin ta kendisisiniz!"

### Erhan Aktaş (Eski Baskı) — Kerim Kur'an

Bunun üzerine birbirlerine dönüp, "Haksızlık ediyoruz." dediler.

### Ali Rıza Safa — Kur'an-ı Kerim Gerçek

Bunun üzerine, kendilerine geldiler; "Demek ki, gerçekten haksızlık yapmışsınız!" dediler.

### Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — Süleymaniye Vakfı Meali

Bunun üzerine kendilerine geldiler de "Biz, gerçekten yanlış yoldayız[1]" dediler.

_Footnotes_
- [1] iltifat Bakara 2/64

### Mehmet Okuyan — Kur’an Meal-Tefsir

Kendilerine dönüp "Zalimler sizsiniz, siz!" demişlerdi.

### Erhan Aktaş (10. Baskı) — Kerim Kur'an

Bunun üzerine birbirlerine dönüp, "Haksızlık ediyoruz." dediler.

### Erhan Aktaş — Kerim Kur'an

Bunun üzerine birbirlerine dönüp, "Haksızlık ediyoruz." dediler.

### Süleymaniye Vakfı — Süleymaniye Vakfı Meali

Bunun üzerine kendilerine geldiler ve şöyle dediler: "Biz, gerçekten yanlış yoldayız[1]!"

_Footnotes_
- [1] İltifat. Sözlükte eğmek /bükmek /çevirmek anlamındaki "left = لفت" kökünden türeyen iltifat, bir şeyi yöneldiği taraftan başka bir tarafa çevirmek anlamına gelir. Terim olarak iltifat, üslupla ilgili edebi bir sanattır. Kullanıldığı yerlerde ifadeye tehdit ve korkutma, tenbih, kınama, silkeleme, uyarma ve hatırlatma, sebep gösterme, talebin önemini ifade etme gibi anlamlar katar. Dinleyicinin ilgi ve dikkatini canlı tutmayı sağlar. İltifat; kişide, tekillik-çoğullukta ve zamanda yapılabilir. Türkçede de benzer amaçlarla, konuşurken kişi değiştirme, tekil kişiyi çoğul zamirle ifade etme ve kipte değişiklik yapma vardır: ancak her dilin dinamikleri kendine özgü olduğu için bir dilden başka bir dile çeviri yapılırken aynı anlam inceliklerini yansıtmak her zaman mümkün olmaz. Bu yüzden mealimizde Kur'an'da geçen iltifat sanatlı söyleyişler, Türkçede daha iyi anlaşılması amacıyla yer yer lafzen değil, manen aktarılmıştır.

## Words

| # | word | meaning | root |
|---|---|---|---|
| 1 | فَرَجَعُوٓا۟ — farajaʿū | So they returned | رجع — Ra-Cim-Ayn |
| 2 | إِلَىٰٓ — ilā | to | — |
| 3 | أَنفُسِهِمْ — anfusihim | themselves | نفس — Nun-Fe-Sin |
| 4 | فَقَالُوٓا۟ — faqālū | and said | قول — Kaf-Vav-Lam |
| 5 | إِنَّكُمْ — innakum | Indeed, you | — |
| 6 | أَنتُمُ — antumu | [you] | — |
| 7 | ٱلظَّـٰلِمُونَ — l-ẓālimūna | (are) the wrongdoers | ظلم — Zay-Lam-Mim |

---
Previous: https://quran.so/surah-al-anbiya/verse-63.md · Next: https://quran.so/surah-al-anbiya/verse-65.md
Retrieved: 2026-08-12
Quran.so — https://quran.so — CC BY-NC-SA 4.0 — When quoting, name the translator.
